İşte örnekler;
• 15 dakikada Polkça 5 sayfalık “Polonya’nın Yeniden Doğuşu”nu,
• 20 dakikada Çekçe 9 sayfalık “Çekoslovakya’nın Bağımsızlığı”nı,
• 12 dakikada İbranice 4 sayfalık “Slander”i,
• 40 dakikada Persçe 25 sayfalık “Büyük İmparatorlukların Dengesizliği”ni,
• 15 dakikada Latince 4 sayfalık “Ünlü Çeviriler”i,
• 12 dakikada Japonca 5 sayfalık “Rus-Japon Savaşı”nı,
• 22 dakikada Surca 15 sayfalık “Allah ve Peygamberleri”ni,
• 15 dakikada Çince 8 sayfalık “Buda için Apoloji”yi,
• 15 dakikada Sur-Mısırca 3 sayfalık “Hukuğun Kökenleri”ni,
• 32 dakikada hiyeroglifle 3 sayfalık ama ne olduğu hala deşifre edilemeyen bir text yazdı.
Elle tutulan hayaletin nabzı atıyordu Mirabelli inanılmazdı, Sao Vicente’de bir grup tanığın önünde yapılan bir seansta oturduğu koltuktan iki metre yükseldi ve o durumda iki dakika havada durdu. Anlatılan bir diğer olay daha da şaşırtıcıdır, Luz Tren istasyonunda arkadaşlarının ve diğer yolcuların gözlerinin önünde birden kayboldu, 15 dakika sonra 90 km uzaktaki Sao Vicente’den istasyonu telefonla aradı. İki dakika sonra herkesin gözü önünde tekrar ortaya çıktı. Ama şimdi okuyacağınız olay daha da çarpıcıdır; Üniversite laboratuarlarında yapılan bir seans sabah saat 9:00’da başlamıştı, deney odasında bulunan gözlemcilerin arasında bulunan on kişi bilim doktoru ünvanına sahipti. Mirabelli transa girer girmez tam önünde küçük bir kız çocuğu belirdi.
Odada bulunan Dr. Ganymede de Souza şok geçiriyordu, kız birkaç ay önce ölen kendi kızıydı ve üzerinde gömülürken giydirilen elbise vardı. Gözlemcilerden Albay Octavio Viana, kıza dokundu ve nabzını hissettiğini söyledi ve küçük kız sorulan sorulara normal sesiyle, normal cevaplar veriyordu. Fotoğraflar çekildi ve araştırma raporuna eklendi. Sonra küçük kız solarak veya erir gibi yavaş yavaş kayboldu; olay gün ışığında 36 dakika sürmüştü. Deney devam etti; bu kez deney odasında ortaya çıkan görüntü bir ay önce bir deniz kazasında ölen Rahip Jose de Camargo Barros’du, Rahip odadakilerle konuştu, tamamiyle maddeseldi, kalbi atıyordu, doktorlar dişlerine, karnına ve parmaklarına dokundular, sonra o da kayboldu. Bilim adamlarının dili tutulmuştu, yaşadıkları olayın anlamını aramayı bırakmışlar, hayretle kendileri gibi bir insana benzeyen Mirabelli’nin farkının ne olduğunu merak ediyorlardı. Deneyler devam ettirildi. Santos kentinde yapılan deneyler, öğleden sonra saat 03:15’de başlatıldı. Salonda 60 tanık vardı, tanıklar daha sonra olanların yazıldığı raporu hep birlikte imzaladılar. Yine bir görüntü oluşmuştu; bu kez yeni ölen saygın doktor Bezerra de Meneses karşılarındaydı, ölü doktorun görüntüsü uzun uzun konuşarak, tanıkların kendisiyle konuştuklarından emin olmalarını istedi. Sesi çok geniş olan salonun her yerine megafonla iletildi ve fotoğraflar çekildi. 15 dakika süreyle iki doktor o bedeni muayene ettiler ve sonuçta anatomik olarak karşılarında normal bir insanın bulunduğunu açıkladılar. Bu arada ölü doktor bazı izleyicilerle el sıkıştı ve sonra kaybolmaya başladı. Önce ayakları sonra sırasıyla bacakları, karnı, kolları ve sonunda başı yok oldu. Tüm deney sırasında Mirabelli oturduğu koltuğa sıkı sıkı bağlıydı, kapılar ve pencereler özel bir mühür basılarak özenle kapatılmıştı. Çekilen fotoğraflarda ölü doktorla beraber Mirabelli’de açıkça görülüyordu. Bir diğer seansta Mirabelli tanıklarının gözlerinin önünde birden kayboldu ve yandaki odada ortaya çıktı, oysa bağlıydı ve ipler hala çözülmüş olarak üzerindeydi ve de kapılarda, pencerelerde bulunan mühürler bozulmamıştı. Mirabelli, medyumlar evrenin en olağanüstü örneği olarak daima anımsanacaktır ve sırrını beraberinde hep ilişkide olduğu öte yana götürdü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder